Picture
Bir pkk lıyı öldürdü diğerini yaraladı.
Yolunu kesen PKK'lıyı öldürdü diye...TUNCELİ'de yol kesen PKK'lıların içinde bulunduğu yolcu minibüsünü durdurmak istemesi üzerine araçtan inip çatıştığı teröristlerden birini öldürüp, diğerini de yaralayan polis memuru hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Polis memurunun bulunduğu yolcu minibüsünün yetkilisi Haydar Bulut, polisin diğer yolcuların hayatını tehlikeye attığını ileri sürdü.

Tunceli- Pülümür yolunda de dün akşam saatlerinde yol kesen PKK'lıların, içinde bulunduğu yolcu minibüsünü de durdurmak istemesi üzerine araçtan inip, PKK'lılar çatışan polis memuru hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunuldu. Tunceli- Erzincan ve Elazığ arasında yolcu taşıyan VİP Sevgi Turizm Şirketi'nin yöneticisi Haydar Bulut, bürosunda düzenlediği basın toplantısında, yolcuların hayatını tehlikeye attığı iddiasıyla, yol kesen PKK'lılar ile çatışmaya giren polis hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

 
Picture
Bakan Veysel Eroğlu'nun "patlama kaza" şeklindeki açıklamasını eleştiren Emekli Tuğgeneral Solmaztürk, "Kaza olma ihtimali kaza olmama ihtimaline göre çok düşük. Bu muhimmat düşmekle patlamaz. Eğer kaza ise akıl almaz bir kaza, kaza olma ihtimali çok zayıf' dedi.
 
Solmaztürk şunları söyledi; Açıkça söylüyorum. Eğer 21:15'te bu patlama sayım sırasında olduysa bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yok. Hiçbir asker bunu kabul edemez. Savaşın ortasında değiliz ki, neden gece yapalım bunu. Şırnak'ta olsa çatışma varken olsa anlarım. Ama Afyon'dasınız. Gece görüş koşulları bu kadar sınırlı. Bunun hiçbir açıklaması yok.

E. ALBAY MİTHAT IŞIK: "ACEMİ ASKERLERE MÜHİMMAT MI TESLİM EDİLİR?"

Emekli Albay Mithart Işık bağlandığı Habertürk TV'de yaptığı açıklamada "Cephanelik yapılırken belli standartlara uyulur. Bu olayın oluş şeklini çok objektif bir raporlar hatasıyla sevabıyla çok iyi şekilde hazırlamak lazım. Bu bir idari zayiat ve çok üzücü. Cephanelikte bulundurulan el bombasının fünyesi takılı olmaz eğer böyle bir şey varsa çok yanlış. Cephaneliğin yapılış yerinde mi yanlış var, seçilen personelde mi yanlış var bunların çok iyi tespit edilmesi lazım. Bu askerler saat kaçta çalışmaya başladı, bu çalışmasının 21:00 den sonra yapılması için çok mu aciliyet vardı? Acemi askerlere mühimmat teslim edilmesi yanlıştır.

 
Picture
Genelkurmay Başkanlığı Afyon' daki  askeri mühimmat depo Komutanlığında meydana gelen patlamada 25 askerin  şehit olduğunu, 4 askerin yaralandığını bildirdi..
Genelkurmay Başkanlığı' nın resmi intermet sitesinde yayımlanan açıklamada; 05 Eylül 2012 tarihinde saat 21.15 sıralarında, Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığına bağlı Mühimmat Depo Komutanlığında, el bombalarının depolandığı bir cephanelikte yapılan çalışma esnasında, henüz bilinmeyen bir nedenle meydana gelen patlama sonucunda, 25 askerî personel şehit olmuş, 4 askerî personel hafif şekilde yaralanmıştır.  Olayla ilgili idari ve adli soruşturmaya başlanmıştır.Elim olay sonucu hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve meslektaşlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar dileriz" denildi
Kışla mevkisinde bulunan askeri mühimmat deposundaki el bombalarının tasnifi sırasında saat 21.15 sıralarında meydana gelen patlama kentte büyük korku ve paniğe neden oldu. Olay yerine çok sayıda ambulans ve itfaiye sevk edildi.

 
Picture
ÖSYM’nın kopya bulgusuna ulaşmamasına rağmen sonuçlarını şaibeli bulduğu için iptal ettiği Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yarışma Sınavı’nda eşleriyle benzer puanlar alarak dereceye giren isimlerden Ak Parti Merzifon Belediye Meclis Üyesi avukat Ataman Nalan Kahrıman, “1.5 senedir eşimle birlikte ders çalışıyorduk. Partiyle bağdaştırılmasını anlayamıyorum. Sınavı kazanan tek eş biz miyiz, bir sürü insan kazandı” dedi. Eşiyle birlikte dereceye giren Erzurumlu avukat Maviye Keleş de “Eşim Ak Parti il yönetimindeydi, doğru. Ama partiyle ilgisi olsa, sınav niye iptal edilsin. 2011’de 1 ay kala sınava çalışmaya başlamıştım. Barajı geçemedim. Bu yıl 1 sene dirseklerim çürüdü çalışmaktan. Hâlâ kiralık evde oturuyorum. Çevresi olan yeni mezunlar ise zengin oluyor” dedi. Her iki isim, ÖSYM’nin sınavı iptal kararıyla ilgili dava açmayı tasarladıklarını söyledi.
CHP’li Atilla Kart’ın geçtiğimiz temmuzda yargıya taşıdığı sınavla ilgili şaibe iddialarını ciddi bulan ÖSYM, kopya çekildiği ya da soruların sızdırıldığına yönelik bulgu elde edilemesine rağmen, sınavın yeniden yapılmasını kararlaştırdı.

ÖSYM’nin iptal kararı verirken yaptığı saptamalar, sınav sonuçlarının açıklanmasından hemen önce ve sınav sonrasında, internetteki forum sayfalarında ortaya atılan iddialarla da birebir örtüştü.
Sonuçların açıklanmasından hemen önce, internette “Razmoni” rumuzlu bir kişi; sınavı 250-300 kişinin kazanacağını, hiçbir sorunun iptal edilmeyeceğini ve birincisinin A.K. olacağını yazdı. Bu kişinin yazdıklarının basına yansımasının ardından forum sayfalarından silindiği anlaşıldı. Buna rağmen, sonuçlar açıklandıktan sonra, 6 Haziran tarihli forumlarda da sonuçlarla ilgili çarpıcı bilgiler yer aldı.

Suçlananlar konuştu
Hem forumlarda, hem de ÖSYM’nin sınavı iptal gerekçelerinde işaret edilen isimler, iddiaları Milliyet’e yanıtladı. Amasya Merzifon’da eşiyle birlikte avukatlık yapan, aynı zamanda Belediye Meclis Üyesi olan Ataman Nalan Kahrıman şunları söyledi:
“ÖSYM’nin tespitlerini bilemem ama ben 1.5 yıldır ders çalışıyorum. Kaldı ki eş hikayesini ortaya atıyorlar, o sınavı bir tek biz mi eş olarak kazandık. Partiyle bağdaştırılmasını ben anlamıyorum. Evet, belediye meclis üyesiyim. Bunun ne ilgisi var. Eşimle birlikte sınava çalıştık. Benzer puan almamız normal. Şimdi ÖSYM sınavı yenileyecek. Tekrar gireceğim. Yüksek puan alındığı için iptal ettiklerini söylediler. Suç yani yüksek puan almak. Hiçbir şey bulunamadı ama iptal ettik diyor. Yüksek puan almak çok kötü bir şey. Dava yoluna gidip gitmemeyi değerlendireceğiz. Ortaya atılan, birinci olacağı önceden söylenen kişi ben değilim. A.K. diye geçti o kişi ve 38 ya da 48. oldu. Ben de mülakata giremedim zaten, Samsun’da ayağım kırıldı. Eşim girdi, onun mülakatının nasıl geçtiğini ise ben bilemem.”

 
Picture
Türkiye'de muhafazakârlık tartışmaları sürerken Zaman gazetesinin pazer ekinde çok ilginç bir araştırma sonucuna yer verildi. Buna göre kendini dindar diye tanımlayanların oranı artarken düzenli namaz kılıp oruç tutanların sayısında azalma var.

Gazetenin, "Dinsiz Muhafazakârlaşmı mı?" başlığıyla Mediacat Dergisi'ne dayandırdığı araştırmada 16 ilden 250 kişi ile görüşülmüş. Analiz, Türkiye'de kendisini dindar olarak tanımlayanların oranıyla başlıyor: Yüzde 81. Oran, 2000 yılından bu yana değişmemiş. Ama ibadetlerde düşüş var. Düzenli namaz kılanların oranı yüzde 31,6'dan yüzde 29,3'e; düzenli oruç tutanların oranı ise yüzde 65'ten yüzde 50'ye gerilemiş. Buna paralel olarak dinî inancının, hayatına yön verdiğini söyleyenlerin oranı da yüzde 72'den yüzde 69'a düşmüş. Asıl ilginçlikse şu; kendini muhafazakâr olarak tanımlayanların oranı, 2003'te 21,5 iken 2007'de 24,8'e yükselmiş.

 
Picture
Yetkililere göre sıcakların etkisi ile Lpg'de yüzde 6'ya varan oranlarda kayıp yaşanıyor. Sanayi Bakanlığı pompaları on-line takibe almak için çalışma başlattı.

Vatandaşların ucuz diyerek tüketimine koştuğu Lpg'de genleşme vurgunu ortaya çıktı. Yaz günlerinin gelmesi ile artan sıcak havalar yeni bir konuyu gündeme taşıdı. Türkiye'de 8 bin Lpg bayinin büyük kısmının genleşme faktörünü ortadan kaldıran cihazları çalıştırmadığı tespit edildi. Lpg'de yüzde 6 'ya kadar genleşmenin olduğunu aktaran yetkililer, "Örneğin 50 litre alan vatandaşın aslında aldığı yakıt 47 litreye kadar düşüyor" dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı harekete geçti.

Bakanlığın standartlarına göre akaryakıt pompa sayaçlarında genleşme etkisini kaldıracak ATC cihazlarının kullanılması geliyor. Çalışma başlatan Sanayi Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye'deki 8 bin istasyonun 7 bini ATC cihazı bulunuyor. Ancak çoğu bayii pompada cihazı çalıştırmıyor ve sıcak havalarda by-pass ediyor. Soğuk havalarda ise aktif hale getiriyor.

Rafineriden ürünün 15 santigrat derecede alındığını aktaran yetkililer, "Havalar çok ısındığında Lpg'de genleşme yüzde 6'ya kadar çıkıyor. Bu nedenle vatandaş asında farkına varmadan daha az ürün alıyor" değerlendirmesi yaptı. "Örneğin 50 litre alan vatandaşın aslında aldığı yakıt 47 litreye kadar düşüyor" tespitinde bulundu.

VURGUN MİLYON DOLARLARI BULUYOR

Türkiye'de yıllık 8 milyon ton Lpg satıldığı hesaplandığında küçük karlar toplamda milyon dolarları aşıyor. Vatandaşın ödediği para depoda uçuyor. Yetkililer, tüm özellikle vergi yükü yüksek olan akaryakıtta bayiilerin bu yolla haksız kazançlar elde ettiğini savundu.



 
Bir zamanlar Akp de 2. adam olan Abdüllatif Şener tüm içtenliği ile Akp nin iç yüzünü anlatıyor.İbret alınması gereken bir video.

Uyuyan insanlarımızı belkide birazda olsa dürtükleyip kendine getirebilecek açıklamalar.

Sahi sen hala istikrar maskesi yüzünde uyumaya devam ediyormusun.
 
Picture
Fatih'te, polislerle yaşadığı yol verme tartışması yüzünden, eşi ve çocuklarının gözü önünde feci şekilde dövülen sürücü Ahmet Koca yaşadığı dehşet anlarını bir televizyon kanalında anlattı.

Sol gözünün mor olduğu gözlenen ve asker olduğu öğrenilen Koca şunları söyledi: "Panik halindeydim, 'hamile kadın var' dedim, 'hastaneye yetişmem lazım yol verin' dedim. Banane dediler, elime vurdular iteklediler. Nefes aldığım zaman bile ağrılarım oluyor. Hastaneye gittim. Hakkımı sonuna kadar arayacağım. 

Çıplak halde karakola geldim, su bile vermediler, Allah rızası için dedim. 'Ben askerim, bana karşı biraz saygılı olun' dedim. Aralarından biri 'benim dayım Genelkurmay yardımcısı' diyerek dalga geçti."

BANA KÜRTÇE KONUŞTUM DİYE TERÖRİST MİSİN DEDİLER!

Kendilerine 'asker' olduğumu söylememe rağmen 'Bize ne senin askerliğinden' cevabını verdi. O sırada abimi telefonla aradım ve onunla Kürtçe konuştum. Bu kez de polisler bana Kürtçe konuştuğum için 'Sen terörist diye' hep birden saldırdılar.

'Biz devlet memuruyuz' dediklerinde 'ben askerim' dedim. Öncelikle içlerinde Mustafa adlı ve 80188 polis memurunun arabası vardı. Bir de Özgür diye bir memur vardı ama onu dinlemediler. O sırada 4-5 tane daha araba geldi. Hep birlikte saldırdılar ve üzerime yüklendiler.

POLİS KARAKOLU YERİNE TENHA BİR YERE GÖTÜRDÜLER

Daha sonra beni kelepçeleyip arabanın içine aldılar. Daha sonra beni polis karakoluna değil Yenikapı'da tenha bir yere götürdüler ve arabanın içinde dayak attılar. Daha sonra beni yine polis karakoluna götürmek yerine sahilde dolaştırdılar. Daha sonra Haseki Hastanesi'ne bıraktılar.

 
Picture
2005 yılında çıkarılan Özürlüler Yasası doğrultusunda belediyeler başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına, yaya geçitleri, resmi yapılar, yeşil ve spor alanları gibi alt yapıların engellilerin erişilebilirliğine uyumu için verilen 7 yıllık sürenin dolmasına günler kala, 3 yıl uzatma geldi. Buna göre 7 Temmuz 2012 tarihinde dolacak süre 7 Temmuz 2015’e uzatılacak. Bu uzatmanın gerekçesi, “gerekli tedbirlerin alınabilmesi amacıyla” şeklinde açıklandı.
Ak Parti Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in verdiği kanun teklifi, kamu kurum ve kuruluşları ve belediyelerin, yaya geçitleri, resmi yapılar, yeşil ve spor alanları gibi alt yapıların engellilerin erişilebilirliğine uyumu için verilen ve dolmak üzere olan 7 yıllık süreyi 3 yıl daha uzatıyor. Değişikliğe göre, 7 Temmuz 2012 tarihinde dolacak 7 yıllık süre, kamu kurumları ve belediyelerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği için 3 yıl daha uzatılacak. Teklife göre, hazırlıkların tamamlanması için 7 Temmuz 2012 olarak belirlenen son süre 7 Temmuz 2015 olarak değiştirilecek. Teklifte süre uzatımının gerekçesi ise, “gerekli tedbirlerin alınabilmesi amacıyla” şeklinde açıklandı.

Engellilerden büyük tepki
Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli, Milliyet’e şu değerlendirmede bulundu:
“2005’teki yasada engellilere yönelik hazırlıklar için 7 yıl süre verildi. ‘Hadi öyle olsun bekleriz’ dedik. Ama bu uzatmayı hiç beklemiyorduk. Ne adaletle ne hakla ne hukukla bağdaşır. Belediyeler 7 yıl uyudular bıçak kemiğe dayandığında ‘vay biz ne yapacağız’ diyerek telaşa düştüler. Belediyeler 7 yılda basit önlemleri bile almadılar. Hergün açılan çukurlara düşüyoruz. Ama paralı işlerle göstermelik fantezi işleri daha çok sevdiler. Kınıyorum, bunu yapacaklarını düşünmemiştim. Olan yine engellilere olacak.”

 
Picture
Hakkari Dağlıca'da teröristlerin saldırısında şehit olan 8 askerden biri olan İsa Sayın'ın BDP Milletvekili Sırrı Sakık'ın akrabası olduğu ortaya çıktı.


Sakık, Twitter'da yaptığı açıklamada akan kanın durdurulması çağrısında bulunurken şu satırlara yer verdi: "Dün Hakkari'de yaşanan çatıçmada yaşamını yitiren askerlerden "İsa Sayın" benim yakın akrabamdı. İşte kardeş kavgası tam da bu. Bir tarafta ölen askerler bir tarafta ölen gerillalar. Hepsi bu ülke için önemli kayıplar. İsa'nın ailesiyle görüşüp acılarını paylaştım. Hepimize düşen görev bir an önce akan kanı durdurup, barışı sağlamaktır."